SEFİLLER -II-

 

                       SEFİLLER -II-

 

Yazar: Victor HUGO

Yayınevi: İş Bankası

Sayfa Sayısı: 837

Değerlendirme: 8/10

 

Hoş geldiniz, bu yazımda sizlere macerası bol, ilk kitabına göre oldukça sürükleyici, okuyucuyu her hissi tattıran ve 2022’nin son kitabından “Sefiller -II-” den bahsedeceğim. Kitap tahlili ve yorumuna geçmeden önce yazarımızdan bahsetmek istiyorum.

 Victor Hugo 26 Şubat 1802 tarihinde Fransa’da doğmuştur. Bu dönem siyasi açıdan Fransa’nın karışık olduğu bir dönemdir. Victor Hugo 2 yaşındayken Napolyon lider olmuştur. Babası Napolyon’un subaylarından biridir. Napolyon tahttan indikten sonra geçim sıkıntısı çekmeye başlamışlardır. Yazarımız, 1821 de annesi vefat ettikten 1 yıl sonra evlenmiştir. 1851 yılının sonundaki darbe sebebiyle sürgüne gönderilmiştir. Sürgünle Fransa’dan ayrılan Hugo, af ilan edilmesine rağmen ülkesine dönmemiştir. Bir süre daha yurtdışında faaliyet gösteren Victor Hugo 1870 de Fransa’ya dönmüştür. 1878 yılında beynindeki bir sorun nedeniyle rahatsızlanmış ve 7 yıl sonra 1885 yılında Paris’te hayatını kaybetmiştir.




“Yoksulluğun pençesine düşüp inandıkları değerleri yitirmeyen insanlara çok nadir rastlanırdı.”

 

Kitabın ilk cildinin tanıtımında kitabın konusundan bahsetmiştim, hırsızlık yaptığı için hapsolan Jean Valjean’ın yaşadıklarını anlatan kitabın ilk cildinin son kısmında Marius karakteri anlatılmıştı ve Jean Valjean ile bağlantısının ne olacağını merak etmiştim. Yazar ikinci ciltte öyle güzel bir bağlantı kurdu ki bu kadar güzel bir şekilde bağlantı kurulacağını beklemiyorum. İlk ciltte olan tüm karakterlerin bu ciltte Jean Valjean’a yeniden sorunlar çıkartacağını hiç beklemiyordum. İkinci cilt benim için oldukça şaşırtıcıydı.

 

“İnsanı tepeden tırnağa saran ve dibine inildiğinde yüzeye çıkmanın uzun zaman aldığı düşünceler vardır.”

 

Bana sefilleri bir kelimeyle anlat deselerdi kesinlikle vicdan derdim. Yazar karakterlerde vicdan kavramını çok güzel yansıtmış bunun en acıklı örneği Jean Valjean’ın en mutlu olduğu anda Marius’a her şeyi anlatması, hor görüleceğini bile bile her şeyi anlatıyor olması mutlu olsa da vicdanının hiç susmadığının göstergesi. Okuyucu her şey çok güzel gidiyor diye düşündüğü anda olayların kötüye gitmesi oldukça hüzün vericiydi.

 

“Fazla hayal insanı sular altında bırakır, boğar. Düşüncelerin yerini tamamıyla hayaller almış zihin emekçisinin vay haline! İşin içinden kolayca sıyrılacağını sanır ve her seferinde hep aynı şeyi söyler. Yanılgı!”

 

“Vicdan dipsizdir.”

 

Kitabı okurken fark ettim ki yazar okuyucunun hayal gücünün sınırlarını zorluyor. Jean Valjean bulunduğu zor durumdan kurtulmak için yapmadığı şey kalmıyor. Kitabın geneline bakıldığında sürekli kaçarak, saklanarak, yer değiştirerek yaşayan bir karakter var ve bu çok yorucu. Bu şekilde yaşamak mı zor yoksa bir hücrede ölümü bekleyerek yaşamak mı bilemiyorum. Ve bu kadar uğraşın sebebi sadece yaşamak için çalınan bir ekmek. Hırsızlığı meşru görmüyorum sadece devlet bir ekmek çalma raddesine gelmeden toplumuna yardım etmesi gerektiğini söylemek istiyorum, işte bunu yapmak yerine yıllarca ceza vermesi bu dünyada uygulanan adaletin eksik olduğunu gösteriyor.

 

“Düşünce zihnin, hayal hazzın ürünüdür.”

 

“Akşam saatlerinde, insanın dertlerini bilmem hangi kasvetli ve sonsuz bir sevinçle ezen bir sükûnet vardır.”

 

Kitabın iki cildine birlikte bakacak olursam ikinci cildi daha sürükleyici ve daha güzel buldum. Yazarın Fransa’nın tarihini ve iç savaşları anlattığı kısımları sıkıcı buldum. En acıklı sahne bana göre Jean Valjean’ın Cosette’in eşyalarının üzerinde ağlamasıydı. Kitabın sonunda Jean Valjean’ın eskileri hatırlaması çok güzeldi tüm kitabı özetlemiş gibi oldu. Odamdan kitaba açılan bir kapı olsaydı bu sefer kitabın içine değil yazarın yanına gitmek isterdim. Onu Fransa ve Paris savaşlarını yazacağı başka bir kitap için ikna etmeye çalışırdım. Jean Valjean’ın hikayesini yalın bırakmasını isterdim. Genel olarak kitabı çok beğendim çok hüzünlü bir sondu hayal ettiğimden kesinlikle çok farklıydı. Ancak kitap bittiğinde kendimi boşlukta hissettim uzun bir maceranın sonuna geldim. Hem Sefiller bitti hem de 2022. Umarım bundan sonraki sene daha fazla kitap okuyacağımız daha güzel günler geçireceğimiz, nice yeni ilimler öğreneceğimiz ve öğrendiklerimizle amel edeceğimiz bir sene olur…

Hoşça kalın…

Yorumlar

Popüler Yayınlar