KAYIP KIZ
KAYIP KIZ
Yazar: Gıllıan FLYNN
Yayınevi: Artemis
Sayfa Sayısı: 598
Değerlendirme: 10/10
Hoş geldiniz, bu yazımda sizlere beni yazarıyla
tanıştıran sinirden beni çıldırtan, hayatımda okuduğum en korkunç karakterle
beni tanıştıran, ilk yarısında kadına ikinci yarısında adama acıyıp beni duygu
karmaşasından delirten bir kitaptan “Kayıp Kız” dan bahsedeceğim. Kitap
tahlili ve yorumuna geçmeden önce kalemini ustalıkla konuşturan yazarımızdan
bahsetmek istiyorum.
Gıllıan Flynn, 24 Şubat 1971 yılında Amerika’da doğdu.
Kendisi senarist ve yapımcıdır aynı zamanda New York Times çoksatar listesinin
bir numarası Kayıp Kız ve yine New York Times çok satarı Karanlık Yerler ve
Keskin Şeyler kitabının da yazarıdır. Eşi ve çocuklarıyla birlikte Chicago’ da
yaşıyor.
“Birini gerçekten sevmekle onu sevme fikrini sevmek arasında çok büyük fark vardır.”
Kitap, Nick ve Amy’nin evliliklerinden bahsediyor. Genç
çiftimiz beşinci yıl dönümlerini kutlayacakları gün Amy aniden ortadan
kayboluyor. Polis eve geldiğinde boğuşma izleri ve kırılan camları fark ediyor.
Herkes Amy’nin kaybolmasında Nick’i suçluyor. Amy kaybolmadan bir gece önce
ettikleri şiddetli kavgada suçlanmasının tuzu biberi oluyor. Mutfak zemininde
temizlenmiş büyük bir kan izine rastlanınca işler iyice sarpa sarıyor.
“Gerçekten de gerçek bir insan olmanın çok
zor olduğu bir çağdayız. Sonsuz sayıdaki otomat karakterlerin arasından
seçilmiş kişilik özelliklerinin toplamından ibaretiz.”
Kitap şimdiki zaman ve geçmiş zaman arasında git gel
yapıyor. Şimdiki zamanda bahsedilen karakteri geçmiş zamanda Amy’nin günlüğünde
tekrar okuyoruz. Bu da karakterlerin şimdiki zamanda nasıl geçmiş zamanda nasıl
olduğunu ve nasıl bir değişim geçirdiğini gösteriyor. Bazı kısımlarda günlükte
okuyup sebebini anlayamadığım şeyleri Nick’in anlattığı kısımda anladım. Geçmiş
ve şimdiki zaman bölümleri birbirini tamamlıyordu. İki farklı gözden farklı
zamanda anlatım yapılması hikâyeyi zengin kılmıştı. Mesela aynı anıyı
anlatırken kadın mutlu, eğlenceli ve sevgi dolu anlatırken adam sırf karısı
istediği için yapan mutlu görünen ama aslında mutlu olmadığını ve sıkılarak
yaptığını anlatıyor. Bu anlatım da okura iki farklı bakış açısından görmeyi
sağlıyor.
“İnsanlar diğer insanları tanıdıklarına
inanmak ister.”
Bence bu ilişkinin seveni Amy, seviyormuş gibi yapanı
Nick. Amy kocasında sevecek bir şey ararken Nick karısında katlanacak şeyler
arıyor. Amy, bu ilişki için tek başına savaş veriyor ve Nick’i memnun etmek
için elinden geleni yapıyor ama Nick bunları göremeyecek kadar nankör birisi. Amy’nin
anlattıklarından anlıyoruz ki evlilikte biraz dırdırcı mızmız ve sorgulayıcı
olmak gerek, herhangi bir şey oluyor Amy dırdırcı bir kadın olmamak için
susuyor. Hesap soran kadınlardan olmamak için hesap sormuyor bu da Nick gibi
ilgisiz ve sevgisiz adamların işine geliyor. Evlilikte her şey vasat olmalı
bence. Nick, Amy kendisinden zengin bir aileye mensup olduğu için aşağılık
psikolojisine giren biri bu durumu tolere edebileceğini düşünüyor ama maalesef
bu durum aralarını açıyor.
Buraya kadar okuyan değerli okur bu yazdığım şeylerin
hiçbiri doğru değil. Kitap öyle bir hâl alıyor ki okuduğun her şeyin koca bir
yalan olduğunu anlıyorsun. Yukarıda yazdığım yorumları daha hiçbir şeyi
bilmiyorken yazmıştım. Aslında her şey çok ama çok faklıymış.
“Ruhumu öldürmüş olması da bir cinayet
sayılmalı.”
Başlarda okurken Amy’nin çok zavallı ve pasif kalmasına
çok kızmıştım. Bu kadar saf yazılmış olmasını gereksiz bulmuştum ama kitabın
yarısından sonra anladım ki zaten Amy saf değilmiş herkes onu saf görsün
istemiş. Bu yüzden bu kadar abartılı bir şekilde kendini anlatmış. Okurken hiç
bu kadar ter köşe olacağını düşünemedim bir yerden sonra Nick’le aynı durumda
olduğumu fark ettim ve gerçekleri öğrendiğimde şok oldum. Amy insanların onun
gerçekten mükemmel olduğuna inanmasını isteyen, dünya onun etrafında dönsün ve
herkes onu yüceltsin isteyen aksi durumda olmamış şeyleri olmuş gibi anlatıp
insanları birbirine düşman eden hasta ve tam bir deli. Ne demek istediğimi
okuyanlar anlayacaktır. Bu evlilikte tek suçlu Amy ya da Nick diyemiyorum ikisi
de suçlu ama ikisinin ödediği bedeller çok farklı.
“Böyle sıcak bir anıyı hatırlayıp da buz gibi
hissetmek gerçekten rahatsız edici.”
Genel olarak kitaba bayıldım. Hayatımda hiç böylesine
salak yerine konmamıştım. Kitabı okudukça ağzım açık kaldı. Böyle bir kitapla
ilk kez karşılaştım ve şok oldum. Gerilim sevenlerin muhakkak okuması gereken
bir kitap. Olumsuz söyleyebileceğim tek şey sırf Amerikanvari bir kitap olsun
diye çok fazla küfür içerikliydi bence bu kadar küfür gereksiz olmuş. Ama onun
dışında her şey çok iyiydi. Bence sonu daha farklı olmalıydı. Ne olmasını
isterdim bunu söylemiyorum çünkü söylersem spoiler vermiş olurum. Kalın bir
kitap olmasına rağmen su gibi aktı gitti. Ben severek okudum umarım sizlerde
beğenerek okursunuz. Allah bizi Amy gibi insanlardan uzak etsin diyerek
sözlerimi bitiriyorum.
Hoşça kalın…



Yorumlar
Yorum Gönder