KIZIL KAPI / GAZZENİN HAFIZASI -MEKÂN-
KIZIL KAPI / GAZZE’NİN HAFIZASI
-MEKÂN-
Yazar: Kolektif
Yayınevi: Ekin
Sayfa Sayısı: 238
Değerlendirme: 10/10
Hoş geldiniz, bu yazımda sizlere serinin son kitabı olan,
intifada, 1. ve 2. Nekbe gibi Filistin’e dair kavramların ne zaman ve hangi
olaylar sonucu olduğunu anlatan, Gazze’deki olayların 7 Ekim’de değil 1948’de
başladığını anlatan, mekânların nice yiğide ev olduğunu ve onları bu mücadeleye
hazırlayan birer merkez olduğunu anlatan, mekânı mekân yapanın içinde bulunduğu
kahramanlar olduğunu gösteren bir kitaptan bahsedeceğim. Hafıza-i
beşer nisyan ile malüldür. Bu sebeple unutup gittiklerimizi bize hatırlatacak Gazze’nin
hafızasındaki o acı anıları unutmamak üzere hafızamıza kaydetmek için okunması
gereken çok kapsamlı ve nadide bir eserden “Kızıl Kapı/Gazze’nin
Hâfızası-Mekân” dan bahsedeceğim. Eserin tek bir yazarı yok, Filistin için
duyarlı ve onurlu yirmi sekiz yazar tarafından kaleme alınmış. Her yazar bir
mekânı kendi perspektifinden tanıtmış. Okurken her bir yazarla Gazze’ye farklı
bir pencereden bakıyoruz.
“Gazze, sıkça söylendiği gibi bir ‘açık hava hapishanesi’ mi peki? Hayır, değil. Zindan değil. Yarı açık bir cezaevi değil. Yılgınlar ve acizler evi değil. Suçlusu, mahkûmu yok. Islaha, gardiyana, nasihate ihtiyacı yok. Elektriği, suyu, yemeği yok. Selam getiren bir ziyaretçisi bile yok. Böyle bir yokluk ve kuşatılmışlık içinde başını dik tutan bir direniş ocağı Gazze. Yutkunmadan, uzun uzun yakınmadan, kardeşlerine sitem etmeyi bile düşünmeden şehid şehid ahirete yürüyen kahramanların yurdu.”
Kitabın ilk başlığı altında kısaca Gazze tarihinden
bahsedilmiş. Olayların 7 Ekim’de başlamadığını, 7 Ekim’in tarihsel sürecin bir
parçası olduğu vurgulanmış. Süreç anlatılırken İsmail Haniyye, Yahya Sinvar,
İmad Akil, Yaser en-Nemrûtî vb. tarihin en cesur kahramanlarından bahsedilmiş.
Kurtuluş için baş kaldıran mücahitlerin kimler olduğu anlatılmış. Refah,
Cebaliye, Han Yunus gibi mekânların tarihçesi, nüfusu ve hangi mücahite ev
sahibi olduğu anlatılmış. Gazze’nin hafızlık eğitimlerinde dünyada bir numara
olduğu, hafız oranı en yüksek ülke olduğu ve yüz kızartıcı suçların en düşük
seviyede olan ülke olduğu anlatılmış. Gazze’nin hepimiz için ne kadar önemli ve
değerli olduğu mekânlar üzerinden gözler önüne serilmiş.
“Hürriyetin kızıl bir kapısı vardır ki / Onu
ancak kana bulanan eller açar.”
“Uluslararası Adalet Divanı (UAD) Gazze
Şeridi’ndeki Filistinlilerin ‘Vahim yaşam koşullarından derin endişe duyduğunu’
ifade etti. ‘Derin endişe’ hangi yaraya merhem olabilir, hangi çocuğun açlıktan
ve bomba sağanağından emin olmasını sağlayabilir; kimse bunu düşünmedi.”
7 Ekim olaylarından önce hiç tanımadığımız nice kahramanı
okuyup öğrenmek beni mutlu etmekle birlikte utandırdı. Filistin davasını güden
bir insanın Filistin’le ilgili çoğu şeyi bilmiyor olması çok utanç verici. Bu
bağlamda çok öğretici bir kitap. İsmen bildiğimiz kavramların hikâyesini
okudum. Ben daha hayatta değilken Filistin halkı bedel ödüyordu, ben doğdum
büyüdüm Filistin hâlâ bedel ödüyor. Nice masum insan şehadete yürüyor. Kitapta
sağ olarak bahsedilen insanların çoğunun şu anda belki de şehit olabileceği
düşüncesi çok üzücü. Hepsinin normal bir hayatı vardı. Sevdikleri,
alışkanlıkları, işleri ve düzenleri sadece bulunduğu konumdan dolayı barbar ve
lanetli bir kavim tarafından târumar oldu. Şimdi yaşasaydılar kaç yaşında
olacak, mutlu ve afiyetli bir ömür süreceklerdi belki de. Zevk uğruna
öldürülmüş olmaları dayanılmaz.
“Özgürlük, hiçbir sömürge projesinin
gölgeleyemeyeceği güneşli bir haktı.”
“Bilirdi bu topraklar; her takas, bir son
değil, yeni bir sözün başlangıcıydı. Ve direniş, bir evin molozlarından değil,
onu ev yapanların yüreğinden yükselirdi.”
Vicdan sahibi bir okur için kitap her sayfasında bir
dehşeti ve üzüntüyü anlatıyordu. Okurken çok üzüldüğüm, ağladığım,
kardeşlerimiz bu acıları çektiklerinde hiçbir şey yapamadığımız için
sinirlendiğim yerler oldu ama Sde Teiman Hapishanesini okurken dehşete düştüm,
kanım dondu. Düşmanın insan olmadığını şeytanı bile masum bırakacak yaratıklar
olduğunu gördüm. Netzarim koridoruyla yüzsüzlüğün tanımını yapan bir topluluk önce
hırsızlık yapıp şehrin belli bir bölgesini ele geçiriyorlar sonra da onu geri
almak için uğraşan ev sahiplerine terörist diyorlar. Yüzsüzlüğün tanımını
yapıyorlar adeta. İnsan öldürmek için yarışan bu barbarların karşısında umutla
yaşayan insanları okudum. Onca zorluğa rağmen azimle ayakta durmaları, hep
direnip kök salmaya çalışmaları gerçekten o kadar güzel ki biz o durumda
olsaydık ne yapardık bilemiyorum. Onların bu dik duruşunu İmanlarından aldığını
gördüm. Hep ümitvar olmalarının sebebi Allah’a duydukları tevekkülün bir
yansıması. Gazze’den öğrenecek çok şeyimiz var.
“Hiba Kemal Ebu Nada’nın şehadetten önceki
son satırları: ‘Gazze gecesi, roketlerin parıltısı dışında karanlık, bomba
sesleri dışında sessiz, namazın rahatlığı dışında dehşet verici, şehitlerin
ışığı dışında kapkaradır. İyi geceler Gazze.’”
“Hakikati görmek için seni kör eden ne?”
Genel olarak kitaba bayıldım. Bana çok şey öğretti.
Filistin’de Gazze’de gördüklerimizin yaşanılanların yanında çok az kaldığını
buna rağmen aşkla şevkle yaşayan insanların sağlam imanını öğrendim. Binlerce
yıkılmış binanın arasında en önce mescid olarak kullanılacak çadırları tamir
edip düzenlemeleri namaz aşklarını gösteriyordu. En küçük bir zorlukta namazı
kazaya bırakan bir toplumun Gazze’den öğreneceği çok şey var, benim, hayatımın
her alanıyla alakalı Gazze’den öğreneceğim çok şey var. Bu kitap, serinin son
kitabıydı, hiç bitmesin istedim. Ben severek, üzülerek, ağlayarak okudum umarım
sizlerde severek ve örnek alacak hakikatlere dikkat ederek okursunuz. ÖZGÜR
FİLİSTİN için dua ederek seriye ve yazıma son veriyorum.
Hoşça kalın…



Yorumlar
Yorum Gönder