YAŞLI ADAM VE DENİZ

 

             YAŞLI ADAM VE DENİZ

 

Yazar: Ernest Hemingway

Yayınevi: Bilgi

Sayfa Sayısı: 86

Değerlendirme: 8/10

 

Hoş geldiniz, bu yazımda sizlere beni yazarıyla tanıştıran, kısa ama etkileyici bir anlatıma sahip olan, oldukça sürükleyici olan, zor da olsa azimle devam etmenin neler ortaya çıkaracağını güzelce anlatan, insanı duygudan duyguya sokan bir kitaptan “Yaşlı Adam ve Deniz” den bahsedeceğim. Kitap tahlili ve yorumuna geçmeden evvel kaleminin sadeliğini çok beğendiğim yazarımızdan bahsetmek istiyorum.

 Ernest Hemingway, 1899 yılında Şikago’da dünyaya geldi. Çocukluğunda, müzisyen olan annesinden müzik dersleri aldı. Lise yıllarında yazmaya başlayan Hemingway’in yazıları okul gazetesinde yayımlandı. Liseyi bitirdikten sonra Kansas City Star adlı gazetede muhabir olarak çalışmaya başladı. I. Dünya Savaşı döneminde gazetedeki işinden ayrılarak Kızılhaç ’da ambulans şoförü olarak çalışmaya başladı. Savaştan sonra yeniden bir gazetede çalışmaya başlayan Hemingway, çevresindeki yazarlar tarafından yazması için yüreklendirildi. Bir süre savaş muhabiri olarak da çalışan yazarımız, 1925 yılında öykü derlemesi olan "Zamanımızda" adlı kitabını yayımladı. Savaştan esinlenerek yazdığı "Çanlar Kimin için Çalıyor" kitabıyla satış rekoru kırarak Pulitzer Ödülü'ne layık görüldü. "Yaşlı Adam ve Deniz" isimli uzun öyküsüyle, 1954 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Aynı yıl Afrika'ya yaptığı bir gezide, art arda geçirdiği iki uçak kazasında ciddi şekilde yaralandı ve hayatının geri kalanının büyük bir bölümünde sağlık sorunları yaşadı. 1959 yılında Ketchum, Idaho'da bir ev satın aldı ve 1961 yılının ortalarında burada intihar ederek öldü.

 



“Yenilgi insanın işini kolaylaştırıyor. Yenilginin bu denli kolay olacağını hiç düşünmemiştim.”

 

“‘Yoruldun ihtiyar’ dedi. ‘Ruhun yoruldu.’”

 

Kitap, yaşlı adamın denizle olan macerasından bahsediyor. Günlerdir tek balık bile tutamayan yaşlı adam herkes tarafından uğursuz kabul ediliyor. Yılmadan balık avına çıkan yaşlı adamın bir gün oltasına kocaman bir kılıç balığı takılıyor. Kılıç balığı, yaşlı adamın içinde olduğu kayığı açık denize doğru sürüklemeye başlamasıyla işler iyice karışıyor. Odamdan kayığa açılan bir kapı olsaydı yaşlı adamın yanına gider, ona elimden geldiği kadarıyla yardım eder, biraz manzarayı izlerdim. Eşsiz okyanus görüntüsüne doyasıya bakar, fosforlu renkteki yosunları elime alır incelerdim. Uçan balıkları izler ve tabii ki de yaşlı adamı uyarır vazgeçmesini söylerdim. Beni dinlemeyeceğini varsayarak gece karanlık çökünce ve tabii onun kadar cesaretli de olamadığımdan derin okyanustan ve sonsuz karanlıktan korkar odama geri dönerdim.

 

“Yaşlı adam ‘Yaşlılık benim çalar saatim” dedi. İhtiyarlar neden o kadar erken uyanır ki? Bir uzun gün daha yaşamak için mi?”

 

“Her gün yeni bir gündür. Şanslı olmak daha iyidir. Ama ben titiz olmayı yeğlerim. O zaman şans yüzüne güldüğünde hazır olursun.”

 

Kitabı okudukça yaşlı adamın gereksiz yere inat ettiğini düşündüm. Hiçbir şart onun durumuna uygun değilken çok çabaladı ve çok yoruldu. Kendini insanlara ispatlamak uğruna neredeyse canından oluyordu. Bence insan nerede duracağını bilmeli. Realist olup bu duruma uygun olup olmadığını belirlemeli sonra harekete geçmeliydi. Yaşlı adam ne olursa olsun vazgeçmedi ve sonunda arzusuna kavuştu ama sonra sanki yine mutlu olamadı gibi. Sürekli olarak bir ikilem yaşadı bu da yaşlı adamın yolda olmayı varmaya tercih ettiğini gösteriyordu. O balık tutmayı değil zorlu bir şeyi başarabilme gücünün elinde olmasını seviyordu ve istiyordu. Bu sebeple de balığı tuttuktan sonra keşke her şey bir rüya olsaydı, keşke balığı hiç tutmasaydım, keşke bu kadar açılmasaydım diye pişmanlıklarını sıraladı.

 

“Ümit etmemek aptalca, diye düşündü.”

 

“Yalnızca kendi kendine ya da denizle konuşmaktansa konuşacak birinin olmasının ne kadar hoş olduğunu fark etti.”


Genel olarak kitabı beğendim. Sadece son kısımda yaşlı adam için daha farklı bir senaryo yazardım. İnsanlar ne der diye bu kadar uğraşıp insanların ne dediğini çok da anlayamadan kitabın bitmesi beni üzdü. Kafamda kurduğum son daha farklıydı. Onun dışında kısa ama çok etkili bir anlatımı vardı. Oldukça sürükleyiciydi. Kafa dağıtmak isteyenlerin okumaktan hoşlanacağı tarzda bir kitaptı. Herkes çok över çok güzel olduğuna dem vururdu ve denildiği gibide çıktı. Ben severek bir çırpıda okudum, umarım sizler de severek okursunuz. Başka bir kitap yorumunda görüşmek üzere.

Hoşça kalın…

Yorumlar

Popüler Yayınlar