HARRY POTTER VE FELSEFE TAŞI
HARRY POTTER VE FELSEFE TAŞI
Yazar: J.K. ROWLING
Yayınevi: Yapı Kredi
Sayfa Sayısı: 272
Değerlendirme: 8/10
Hoş geldiniz, bu yazımda sizlere severek okuduğum,
çocukluğumdan beri severek izlediğim, neredeyse her sahnesini ezbere bilmeme
rağmen ilk kez kitabını okuduğum, hayal kurmayı sevenlerin âşık olduğu ve her
yaşın severek okuyabileceği bir kitaptan “Harry Potter ve Felsefe Taşı” ndan
bahsedeceğim. Kitap tahlili ve yorumuna geçmeden önce kıymetli yazarımızdan
bahsetmek istiyorum.
“Böylesine yürekten sevilmek, seven insan gitse bile, bizi sonsuza kadar korur.”
Harry Potter sessiz, sakin, nazik ve akıllı bir çocuktur.
Anne ve babası trafik kazasında vefat etmiş kendisi de teyzesi ve eniştesiyle
birlikte yaşar. Teyzesi yeğenine karşı sevgisizdir, eniştesi Harry’ye kaba
davranmaktan hiç geri durmaz. Kuzeni ise sürekli eziyet eder. Harry için
Dudley’lerin evinde yaşamak kâbus gibidir. Her işi Harry yapar, gereksiz yere
cezalandırılır, yatak odası olarak kullandığı süpürge odasında nice akşam
kilitli kalmakla cezalandırılmış olan Harry’ye bir gün bir mektup gelir. Teyze
ve enişte bu mektubu Harry’ye vermez ve eve ne kadar mektup gelirse gelsin
hepsini yırtıp atar. Eve her gün sayısız mektup gelmesinden bıkan enişte evi
terk edip deniz ortasında bir kulübeye sığınır. Bir gece kocaman birinin kapıyı
kırarak kulübeye girmesiyle Harry için her şey değişir. Ailesinin trafik
kazasında ölmediğini, onların sihirbazlık ve büyücülük aleminde çok ünlü
olduğunu öğrenir. Ailesinin karanlık güçler tarafından öldürüldüğünü öğrenen
Harry, ertesi gün Hagrid’le yola çıkar ve sihirli dünyaya adım atar.
“Zaten insan tedirgin olmayagörsün, kafasına
hep korkunç düşünceler takılır.”
Kitapta en sevdiğim sahnelerden biri Harry ile
Dumbledore’un ayna karşısında konuştuğu sahneydi. Harry o yaşına kadar hiç
sevgi görmemiş ve hiç kimse ona rehber olmamıştı. Dumbledore’un ona rehber
olması beni çok mutlu etti. Diğer en sevdiğim sahne ise seçmen şapkanın seçim
yaptığı bölümdü. Harry’nin hangi okulda olduğunu bilsem de bir ara seçmen şapka
farklı bir yer söyleyecek diye ödüm koptu. Harry ve arkadaşlarının Felsefe taşı
için mücadele ettikleri sahneleri bir çırpıda okudum, her birinin başka bir alanda
iyi olması çok güzel anlatılmıştı. Ron’un arkadaşları için kendinden
vazgeçmesi, Hermione’nin zekâsı ve Harry’nin korkusuzca davranması çok güzeldi.
“Alın teri dökmeden köşe dönme hevesi/ Canına
okur sonra, bak bizden söylemesi.”
“Bana sorarsanız en iyi öğretmenler sıkı
çalışma ve acıdır.”
Eğer bir kitap sinemaya aktarılmışsa, ben her zaman önce
kitabının okunmasını daha sonra filminin izlenmesi gerektiğini savunurum. Bu
kitabı okurken de hep filmde geçen sahnelerdeki şekliyle hayal ettim ve kendi
kendime “Acaba filmi hiç izlemeseydim bu dünyayı kafamda nasıl kurgulardım?”
diye düşünmekten kendimi alamadım. Ayrıca filmde hissettirilemeyen tüm duygular
kitapta çok güzel hissediliyordu. Harry’nin tren istasyonundaki yalnızlığı ve
çaresizliği çok güzel anlatılmıştı okurken çok üzüldüm. Ve kitapların duyguyu
yansıtmada her zaman daha iyi olduğunu tekrar anlamış oldum.
“Bir şeyin adından korkarsan, kendisinden
daha çok korkmaya başlarsın.”
“Düzenli bir kafa için ölümde büyük bir
serüvenden başka bir şey değildir.”
Genel olarak kitabı çok beğendim. Zaten bildiğim ve
izlediğim bir şeyi okumak çok zevkliydi. Okudukça diğer Harry Potter hayranlarında
olduğu gibi keşke bana da Hogwarts’a davet mektubu gelse de bende gitsem diye
düşünüp durdum. Kitapları okumayı bu kadar geçe bıraktığım için kendime kızdım.
Ben severek okudum umarım sizlerde severek okursunuz. Serinin ikinci kitabında
görüşmek üzere.
Hoşça kalın…



Yorumlar
Yorum Gönder