HARRY POTTER VE ÖLÜM YADİGARLARI

 

HARRY POTTER VE ÖLÜM YADİGARLARI

 

Yazar: J.K. ROWLİNG

Yayınevi: Yapı Kredi

Sayfa Sayısı: 690

Değerlendirme: 10/10

 

Hoş geldiniz, bu yazımda sizlere serinin son kitabı olan, artık tüm olayların çözüme kavuştuğu, bol maceralı, bol heyecanlı ve bir o kadar da kayıpların olduğu, ilk kitabın o mutlu parıltısını özlettiren, hem sevindiren hem ağlatan bir kitaptan “Harry Potter ve Ölüm Yadigarları” ndan bahsedeceğim. Kitap tahlili ve yorumuna geçmeden önce yazarımızdan bahsetmek istiyorum.

 

J.K Rowling, bol ödüllü, satış rekorları kıran Harry Potter serisinin yazarıdır. Dünyanın her yerinde hayranları olan seri 500 milyondan fazla satmış, 80 dile çevrilmiş ve gişe rekorları kıran sekiz sinema filmine uyarlanmıştır. J.K. Rowling’in hayranlarının haberler, yenilikler, makaleler ile yazarın yeni yazılarının tadını çıkarabilecekleri Pottermore adlı dijital şirketi 2012’de kurulmuştur. Yetişkin okurları için yazdığı ilk romanı Boş Koltuk 2012’ de yayımlanmış ve 2015’te BBC tarafından televizyon uyarlanmıştır. Yazarımız, çocuk edebiyatına katkılarından dolayı Britanya İmparatorluk nişanı, Fransa Legion d’Honneur Nişanı ve Hans Christian Andersen ödülü dahil olmak üzere birçok ödül almıştır.




“Hazinen neredeyse, kalbinde orada olacak.”

 

 Dursleylerin evine son defa dönmek zorunda kalan Harry, artık oradan dönmemek üzere ayrılmak için gün sayar. Dursleyler güvenli ortama götürülmek üzere seherbazlar tarafından başka bir yere götürülür. Ardından Harry’nin evden çıkarılması için hazırlık yapılır. Yoldaşlık tarafından seçilen güvenli eve giderken Voldemort tarafından saldırıya uğrarlar, Deli göz Moody ve Harry’nin en başından beri yanında olan kuşu Hedwig ölür. Harry kendisi için bunca ölümün gerçekleşmesine üzülür ve Voldemort’un öldürülmesini sağlayacak hortkulukları bulmak için Ron ve Hermione ile yola çıkar. Hortkulukların nerede olduğunu ve nasıl yok edileceğini bilmeyen Harry büyük bir maceraya atılır.

 

“Hepimiz insanız değil mi? Her insan hayatı aynı değere sahiptir ve hepsi kurtarılmaya değerdir.”

 

Kitabı okurken en üzüldüğüm sahnelerden biri Harry’nin anne babasının mezarında ağlamasıydı. Başlarına bunca şey gelmeseydi evde ailesiyle birlikte olma fikrini düşünmesi çok üzücüydü. Sirius’un odasında annesinden gelen mektubu okuduğunda mutlu bir ailesinin olduğunu okuması da çok üzücüydü. Harry’nin ailesinin yokluğunu ve onlar olsaydı hayatının çok daha güzel olacağını en çok vurguladığı ve belki de onları en çok özlediği kitap son kitaptı. Diriltme taşıyla annesi, babası, Sirius ve Lupin’in gelmesi en sarsıcı sahneydi. Harry’nin Lupinden özür dilemesi ama Lupin’in oğlu için daha güzel bir hayat kurarken ölmesinin gurur verici olduğunu söylemesi çok üzücüydü. Sanırım bana göre son kitapta her şey çok üzücüydü.

 

“Sen ölümün gerçek efendisisin, çünkü gerçek efendi Ölüm’den kaçmanın yolunu aramaz. Ölmesi gerektiğini kabul eder ve yaşayanların dünyasında ölmekten çok ama çok daha kötü şeyler olduğunu anlar.”

 

Severus’un tüm hayatının görünenden çok daha farklı olduğunu öğrendiğim kısım çok şaşırtıcıydı. Filmlerde Snape ve Lily’nin Hogwarts’da tanıştığını izlemiştim meğer çocukluklarından beri tanışıyorlarmış. Oyun parkında ikisinin de ileride Hogwarts’a gideceklerini konuşması çok güzeldi. Snape’in Lily’yi en başından en sonuna kadar sevdiği ve “Always” vurgusunun gerçekten doğru olduğunu kitap çok güzel anlatmıştı. Keşke Severus’un çok ama çok sadık oluşunu bu kadar geç öğrenmeseydik. Onu kimsenin sevmemesi ama onun sadece bir sevgi uğruna bunca şeye katlandığını görmek çok üzücü. Allah herkese Severus Snape gibi seven birini nasip etsin diye dua etmekten kendimi alamadım. :)

 

“Ölülere acıma, Harry. Yaşayanları acı, her şeyden çok da, sevgisiz yaşayanlara.”

 

Genel olarak kitaba bayıldım tüm seride en iyisi bence bu kitaptı. Tüm olayların asıl sebebini öğrenmek ve tabi ki Voldemort’un ve yancılarının ölmesini görmek güzeldi. Ama kitabın kalanı yaşanan bu güzel olaylara sevinemeyecek kadar üzücüydü Dobby’nin, Severus’un, Lupin’in, Tonks’un ve Fred’in ölümü. Keşke onlar ölmeseydi. Yani zaten Dumbledore’un ve Sirius’un ölmesi sanki yeterli değilmiş gibi bir de bu kadar kişinin ölmesi çok üzücüydü. Bunca ölüme gerek yoktu diyerek kitapta eleştireceğim tek konu bu oldu onun dışında her şey harikaydı. Son sahne filmdekinden oldukça güzeldi. Filmde soğuk bir sondu ama kitapta çocuklarını Hogwarts’a gönderen Harry, Hermione ve Ron’u okumak çok zevkliydi. En şaşırdığım şey ise Neville’ın bitki bilim öğretmeni olmasıydı. Hogwarts’da çalışmaya başlamasına çok sevindim. Ben kitabı severek okudum. Serinin bitmesine tabii ki çok üzüldüm ve kendi kendime bir boşluğa düştüm. Uzun ve güzel bir serüvendi. Umarım sizlerde severek okursunuz ve sevdiklerinizin kıymetini onlar yanınızdayken bilirsiniz. Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.

Hoşça kalın…

Yorumlar

Popüler Yayınlar