İYİ ADAM
İYİ ADAM
Yazar: Federico AXAT
Yayınevi: Domingo
Sayfa Sayısı: 377
Değerlendirme: 8/10
Hoş geldiniz, bu yazımda sizlere beni yazarıyla
tanıştıran, neye inanacağımı bilemediğim, okudukça olayların çözülmesi
gerekirken bilinmezliğin daha da arttığı, bir insan kaç yaşında olursa olsun
onun hayatını kuran ve düzenleyenin ebeveynlerinin olduğunu trajik şekilde
anlatan bir kitaptan “İyi Adam” dan bahsedeceğim. Kitap tahlili ve
yorumuna geçmeden önce böylesine çarpıcı bir kurguyu yazan yazarımızdan
bahsetmek istiyorum.
Federico Axat, 1975 Arjantin doğumludur. Benjamin adlı
romanı İspanya’da basılmış, El pantano de las mariposas adlı kitabı ise
Almanca, Potekizce, Fransızca ve Çinceye çevrilmiştir. Uluslararası başarı
kazanmış olan İyi Adam Axat’ın ABD’de basılan ilk kitabıdır. Kitabın telif
hakları yirmi dokuz ülkeye satılmıştır. Son romanı Amnesia ise on dile
çevrilmiştir.
“İnsan aklı neler üretiyor… İlginç değil mi?”
Ted, intihar etmek üzereyken kapı çalar ve kapıyı çalan
adam ona kapıyı açmasını, intihar etmek üzere olduğunu bildiğini ve buna gerek
olmadığını söyler. Bir organizasyon tarafından gönderildiğini ve onları
katılması halinde başkaları tarafından öldürüleceğini ve böylece sevdiklerinin
gözünde intihar eden bir adam değil başkaları tarafından öldürülen bir kahraman
olacağını söyler. Buna karşılık olarak Ted’in organizasyonun belirlediği iki
kişiyi öldürmesi gerekir. Verilen görevleri tamamlaması durumunda ölüm sırası
kendisine gelecektir. Ted söylenenleri kabul eder ve o iki kişiyi öldürür.
Sıranın kendisine gelmesini beklerken öldürdüğü kişilerin ölmediğini, hâlâ yaşadığını
öğrenir ve işler iyice çığırından çıkar.
“-Düşünüşümüzde labirentten kaçışı andıran bir yol vardır.
-Ya da bir labirentin içinde kaybolmak.”
Neye ve kime inanacağını bilmemek çok kötü. Ted’in her
konuştuğu insandan çekinmesi ve güvenmemesi onun durumunda çok kabul edilebilir
bir şey, yaşadığı çaresizlik hissi çok güzel anlatılmıştı. Okurken empati
yapmaktan kendimi alamadım. Kime güveneceğini bilmeden yaşamak çok zor ve bu
belirsizlik çok güzel aktarılmıştı.
“Rüyalarımın gerçekleşmeyeceğini bilecek
kadar yaşlı, onları henüz unutmayacak kadar gencim.”
Kitabı okurken, ilk yüz sayfada neyin gerçek neyin hayal
olduğu belli olmadığı için hikâyenin içine giremediğimi, bütünlük sağlanamadığı
için sıkılarak okuduğumu, farklı bir anlatımla başlasaydı daha okunur bir kitap
olacağını düşünmüştüm. Belki de kitap güzeldir sonunda anlayacağız ama başları
çok sıkıcı demiştim. Gerçekten de öyle oldu. Kitabın ortalarına doğru aslında o
yaşanan anlamsızlığın da bir sebebi olduğu ve asıl olayın o karmaşa olduğu çok
güzel anlatılmıştı. Sıkılmadan sabırla okuyanı çok ama çok ilginç bir son
beklediğini kitabı bitirince anladım. Tabii daha farklı bir anlatımla kitap
nasıl olurdu diye düşünmekten de kendimi alamadım.
“Bazen, kendinden başka güvenebileceğin kimse
kalmaz. Bazen, o bile kalmaz.”
“Oysa kanıt tam önümde duruyordu. Ama ben
görmeyi reddetmiştim.”
Genel olarak kitabı beğendim. Başlarda biraz sıkılsam da
sonra bir nefeste bitirdim. Kitap, insan aklının ne kadar çözülemez olduğunu
çok güzel anlatmıştı. Okurken, akıl ve zihinden geçenlerin ne kadar uçsuz
bucaksız olduğunu anladım. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu bir türlü
anlayamadım tam bir şeye inanıp olayları çözdüğümü sanıyorum ki birkaç sayfa
sonra doğru olmadığını öğreniyorum. Neyin ne olduğunu son sayfalarda
öğrenebileceğiniz ters köşe anlatımıyla çok güzel bir kitaptı. Ben severek
okudum. Umarım sizlerde beğenirsiniz.
Bir sonraki kitapta görüşmek üzere.
Hoşça kalın…



Yorumlar
Yorum Gönder