EFRÂSİYAB’IN HİKÂYELERİ
EFRÂSİYAB’IN HİKÂYELERİ
Yazar: İhsan Oktay ANAR
Yayınevi: İletişim
Sayfa Sayısı: 242
Değerlendirme: 5/10
Hoş geldiniz, bu yazımda sizlere beni yazarıyla
tanıştıran, büyük beklentiyle başladığım ancak hayal kırıklığına uğradığım,
sıkılarak okuduğum, bazı cümleleri ve bölümleri beğensem de genelini
beğenemediğim, bitirmek için çok sabrettiğim bir kitaptan “Efrasiyâb’ın
Hikâyeleri” nden bahsedeceğim. Kitap tahlili ve yorumuna geçmeden önce
yazarımızdan bahsetmek istiyorum.
İhsan Oktay Anar, 1960 doğumlu. Felsefe bölümünü bitirdi.
Öğretim Üyeliği yaptı. 2011 yılında emekli oldu. Puslu Kıtalar Atlası,
Suskunlar gibi birçok eser kaleme aldı.
“Her insan ancak bilmediği şeyden korkar. Korkusunu yenmek için bilmek ister. Fakat bilmesi için araması gerekir.”
Ölüm, bir kabadayının canını almaya gelir. Kabadayı
yaşamayı sevdiği ve ölmek istemediği için ölümle bir oyun oynamayı teklif eder
ve kazanırsa canını almaması üzerine bir anlaşma yapar. Kabadayı dört kişilik
oyun için kendine eş olarak yakın bir arkadaşını çağırır. Ölüm ise kara kaplı
defterini açar ve sıradaki kişiyi yani Cezzar Dedeyi kendine eş olarak seçer ve
oyun başlar. Oyunun kazananı ölüm olur, kabadayı ve arkadaşının canını alır.
Cezzar Dedeye kendisiyle aynı takımda yarıştığı için borçlu olduğunu söyleyen
ölüm bir sonraki kişinin canını almaya beraber gidebileceklerini ve yolları
uzun olduğu için bu sürede birbirlerine hikâye anlatabileceklerini sonra da
onun canını alacağını söyler. Cezzar Dede bu anlaşmayı kabul eder ve yolculuk
başlar.
“Kavuşunca meşk, kavuşamayınca aşk olduğunu
söylerler. Sevgisini kalbinde taşıdığı sürece herkes ona kavuşmuş demektir bana
göre. Bu nedenle, sevmenin meşk etmek olduğunu düşünürüm.”
Kitaptaki ilk hikâye bence kitaptaki en iyi hikâyeydi. Al
yanağın hikayesi çok üzücüydü. Okulun kasveti, hocaların korkunç
merhametsizliği çok iyi tasvir edilmişti. Hikâyeyi okudukça öğretmenliğin çok
ama çok önemli bir meslek olduğunu anladım. Öğrencinin içindeki ışığı söndüren
değil harlayan kişiler öğretmen olmalı dedim okurken. Okul zaten çok
kasvetliydi tek mutlu öğrenciyi de kaybetmek çok üzücüydü.
“Birinin huzurunu kaçırmak için onu bilmediği
bir şeyin var olduğuna inandırmak yeterliydi.”
Kitabı okurken rahatsız olduğum yerler oldu. Yazar bazı
hikayelerde mutaassıp ailelerden ya da Osmanlı da yaşayan ailelerden
bahsetmişti. Rahatsız olduğum konu ise sanki her aile rakı içermiş gibi lanse
etmesiydi. Zekatını veren namazlı niyazlı insanları anlatırken birden akşam
vakti rakı sofrası betimlemesine geçmesi çok anlamsızdı. Ya da Osmanlı
döneminde rakı sofraları sanki çok yaygınmış gibi anlatım sergilemesi beni
rahatsız etti. Kitaplar ya tarafsız olmalı yani mütedeyyin bir aile tablosunda
içkinin olmayacağını bilir bir tarzda yazılmalı ya da alttan alta
yakıştırmalardan kaçınılmalı. Yazarın herkes rakı sofrasında demlenmeye
bayılırmış gibi abartılı anlatımları okurken beni çok rahatsız etti.
“Fakat birçok kişi için, insan olmanın
zevkini ve keyfini çıkarmak değil, hayatı sürdürmek ve korumak daha önemli
görünüyor. Ne pahasına olursa olsun yaşamaya çalışmakla, doğrusu çok büyük bir
mutluluğu kaçırıyorlar.”
Genel olarak kitabı beğenmedim. Çok büyük bir beklentiyle
başladım ancak hayal kırıklığına uğradım. Kitabı okurken daha bilgece bir
yaklaşımın olacağını sanmıştım. Sanmanın en kötü şey olduğunu unutmuşum. Bazı
hikâyeler güzelken bazılarını anlamsız buldum. Hikâyelerin içinde birden fazla
hikâye olması bütünlüğü bozuyordu. Olayları takip etmek zordu. Puntonun küçük
olması göz yoruyordu. Hikâyelerin karmaşıklığını Cezzar Dede “Dinleyenin
anlamasından çok, anlatmanın zevki için anlatılmış görünüyor.” Diyerek düşüncelerime
tercüman oldu. Kurgu okumaya aşık biri olarak bu kitaptaki kurguyu beğenemedim.
Felsefe okumayı da seviyorum ancak bu kitabı okuyunca yazar keşke saf bir
felsefe kitabı yazsaymış dedim. Eğiticilik anlamında ya da hoşça vakit geçirme
anlamında bana hiçbir şey katmayan bir kitap oldu. Ben baştaki hikâyeleri
beğenerek ancak sonrasında sevmeden sadece bitirmek için okuyup bitirdim.
Sizlere, beklentiye girmeden değişik bir kurgu okumak niyetiyle okursanız
aradığınızı bulabilirsiniz diyerek okumanızı tavsiye ediyorum. Bir sonraki
kitapta görüşmek üzere.
Hoşça kalın…



Yorumlar
Yorum Gönder